"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bağımlı Yakınlarının Geçirdiği Duygusal Aşamalar Neler?

İNKAR: (Sorunu kabul etmeyi reddetmek)
Birçoğumuz, sevdiğimiz birinin bağımlı olduğu durumunu inkar
etmeyi istediğimiz bu aşamayı iyi bilir. Madde kullanımının
artık bir seçenek olmadığının kabul edilmesi zor geliyor. Bazen
bağımlının davranışları için mazeretler buluyoruz. Örneğin;
kötü bir gün geçirdiler, bu yüzden bu şekilde davranıyorlar,
sadece rahatlamak için yapıyorlar veya ağrıları için
kullanıyorlar, istedikleri zaman durabilirler.
Bu mazeretler ve diğerleri sadece, hissettiğimiz acıyı saklamak için bir gerekçe. Bu aşama
muhtemelen bizim için en zor olanlardan biri. Bir kez kendimize sevdiğimiz birinin madde
bağımlılığının varlığını kabul edersek ve inkardan vazgeçersek ikinci aşamaya geçebiliriz.

ACI: (Acı hissetmek veya incinmek)
Bu hisle özdeşleşmemiz çok kolay. İçinde bulunduğumuz
koşulların acısını hissediyoruz. Bağımlının hem kendi hem de
bizim hayatımızı yok etmesinin acısını hissediyoruz.
Ağızlarından çıkan nefret dolu sözlerinin ve zarar verici
davranışlarının da acısını hissediyoruz. Kendilerine,
başkalarına ve de hem kendilerinin hem de başkalarının
eşyalarına karşı duydukları saygı eksikliğinden dolayı inciniyoruz. Onlara vermek istediğimiz
sevginin yerine ulaşmayıp, saygısızca bize geri dönmesinin acısını hissediyoruz. Bunların
neden ve nasıl olabileceğini anlayamadığımız için canımız yanıyor. Sonra 3. aşama geliyor.

ÖFKE: (Acı veya saldırılmış hissetmek)
Öfke, bağımlılığa karşı hissettiğimiz haklı ve gerekçeli bir
yanıttır. Bunu bana, ailene ve en önemlisi kendine nasıl
yapabilirsin? diye bağımlıya bağırmak, çığlık atmak
isteyebiliriz. Kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Kendilerine,
bana, bize, başkalarına ne yaptıklarını göremiyorlar mı?

Bunun cevabı büyük olasılıkla hayır. Hastalık bunları
görmelerine izin vermeyecek. Bu kurnaz, şaşırtıcı ve
manipülatif bir hastalıktır ve devamlı olarak onlara
yaptıklarının incitmediğini ya da incitse de uyuşturucuya
ihtiyaç duyulduğunu söyler. Onlar bu sorunun üstesinden
gelebileceklerini ve onlardan başka herkesin bir sorunu
olduğunu düşünürler. Bağımlılık hastalığıyla ilgili bilgi sahibi
olmalıyız. Öfke tarafından kuşatılmış olsak bile bu bilgi bizi
4. aşamaya götürür.

KABUL: ( Gerçeği kabul etmek)
Bağımlılığın bir hastalık olduğunu kabul edebilmek için
öncelikle bu gerçeğe açık fikirli olmaya istekli olmamız gerekir.
Birçok kişi bunun bir hastalık değil seçim olduğu konusunda
ısrar edecektir. Sayısız araştırma bunun beyindeki kimyasal bir dengesizlik olduğunu
kanıtladı. Kanserin vücudumuzun bir
hastalığı olduğunu, tüberkülozun bir akciğer hastalığı,
hepatitin bir karaciğer hastalığı ve bipolar bozukluğun
(manik depresif) zihinsel bir hastalık olduğunu kabul etmek
konusunda bir sorunumuz yok. Peki neden bağımlılığın tek başına bir hastalık olduğunu
kabullenemiyoruz? Vücudu etkileyen bazı hastalıklar hayatımızın bir noktasında yaptığımız
bir seçimle başlar. Sigara içimi sonucu akciğer kanseri, içki sonucu karaciğer sirozu,
korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşıcı hastalıklar gibi. Evet bağımlı kişinin de başlangıçta bir
tercihi vardı, ancak hastalığı bir kez devraldığında artık bu seçenek kalmadı. Bağımlılığın
aslında bir hastalık olduğunu kabul edebildiğimizde son aşamaya gelebiliyoruz.

AFFETMEK: (Öfkeyi, kırgınlığı, acıyı bırakmak ve cezalandırma arzusundan
vazgeçmek)
Söylemesi kolay, yapması zor. Bağışlayabilmemiz için öncelikle bizi, bağımlıya karşı sevgi,
destek ve anlayıştan alıkoyan tüm olumsuz duyguları bir kenara koymaya istekli olmalıyız.
Kendimize bakmaya istekli olmalıyız ve kabul etmeliyiz ki biz de aile ve arkadaş olarak
bağımlının davranışları için mazeretler üreterek bu hastalığın ilerlemesine yardım ettik
(sağlayıcı olduk). Hayatımızdaki bağımlıları affedebilmek için öncelikle kendimizi affetmeye
istekli olmalıyız. Bunu, bağımlıyı çok zayıflatan ve genellikle ölümcül olan bağımlılık
hastalığından kurtarma sürecinin değerli, yaşanabilir ve aktif bir parçası haline gelebilmemiz için yaparız. Bağımlılığın tüm aileyi etkilediğini ve iyileşmenin tüm aile için önemli olduğunu
unutmayalım. Ne onlar ne de biz yalnız yapabiliriz; iyileşmenin mümkün olması için hepimiz
birlikte çalışmalı, bugünde kalmalıyız.